10.10.2026
Sonunda İzmir’de bir süreden beribeklenen gerçekleşti.
İki yıl önce, 2024 yerel seçiminde CHP adına yarışıp önemli bir oy oranıyla seçilen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, “en üst düzey parti töreniyle”AKP’ye katıldı.
Üstelik katılırken hiç yabancılık çekmedi, ortamı ve çevredekileri garipsemedi.
Teşbihte hata olmaz, “40 yıllık AKP’li “ gibi konuştu.
“AK Parti kimsesizlerin kimsesizdir!” dedi, yeni genel başkanı, “son 25 senedir ülkemizin büyük lideri” diye tanımladığı Erdoğan’ın sıkça yinelediği sözlere atıfta bulunarak.
14.08.2026
Özgür Özel’in Meclis genel kurulunda çerçeve yasanın görüşülmesi sırasında yaptığı konuşma hala tartışılıyor.
Bu konuşmanın partisinin oy oranına olumsuz yansımaları olacağını söyleyenler epey çok sayıda, ancak muhalif kanallarda açıklanan kimi anket sonuçlarına göre değişen fazla bir şey yok!
Yeni parti seçmen nezdinde birincilik konumunu koruyor bu anket sonuçlarına göre.
Lakin bu konuşmanın asıl eleştirilecek yanı,, bana göre, yalnızca anket sonuçlarına olumsuz yansıması olmamalı!
11.08.2026
Son söyleyeceğimi, en baştan söyleyeyim :
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Meclis genel kurulunda “terörsüz Türkiye” adı verilen süreçle ilgili konuşması, bir siyasetçiden dinlediğim en apolitik, en oportünist ve en demagogca konuşmaydı!
Bu konuşma, aynı zamanda, anketlerde birinci çıkan Yeni Parti’nin, kendisini tüm topluma kabul ettirmek için önüne çıkan en önemli fırsatın heba edilmesi anlamına geliyordu.
03.08.2026
(Önceki yazımızın konusuna devam etmeden önce, benim için gerekli bir mesleki değerlendirme )
Gazetecilik önemlidir; hem de çok önemli.
Kendi istekleri dışındaki haberlerin kamuoyuna ulaşmasına tahammül edemeyenler ile giderek tamamen mesleğin dışından sektöre el koyan patronlar haberciliği evrensel ölçüler dışına çıkarmak için istedikleri kadar çaba göstersinler, bu mesleğin önemini azaltamazlar .
24.07.2026
Saçları kısa ve düzgün kesilmiş, gözlerinden disiplin ve otorite fışkıran emekli albay, çakmak çakmak bakan gözlerini gözümüze dikip dedi ki:
“Arkadaşlar, ben emekli istihbarat subayıyım. Kimsenin bilmediği birçok şeyin derinliğini iyi bilirim. Veto yiyeceğimi bilsem haybeye bu partiyi kurmazdım!”
Sözleri kelimesi kelimesine böyle değildi belki ama, mealen tam da bu lafları etmişti.
22.06.2026
Uzun uğraşlar sonucu Dünya Kupası’na katılma hakkı elde ettikten sonra ilk iki maçta yenilip veda eden milli takım, derin bir hayal kırıklığı yarattı.
Bir arkadaşım, benim köşe yazılarımı da yayınlayan kentekrani.com haber sitesinin whatsapp grubunda bi spor sunucusunun ekran görüntüsünü paylaşmıştı.
Görüntünün üzerinde esprili bir dille, “Keşke maçı sen anlatsaydın baba, en azından gole sevinmiş olurduk!” yazısı yer alıyordu.
11.06.2026
Ortalıkta ana muhalefet partisi odaklı siyaseti tartışılır hale getiren, sanki bu siyaseti iptal ettirme girişimi yapıldığını çağrıştıran bir manzara var!
Böylesi geçmişte yaşanmadı.
Yalnızca içinde bulunduğumuz sürece yansıyan bir olay; bugünlere özgü!
***
Aslında ülkemizde, geçmişte birilerinin siyaset yapmasının yasaklanması uygulamaları ile de sıkça karşılaştık.
08.06.2026
Rahmi Koç'un anlattığı, sonrasındaki tepkilerle gündem olan ve doğrusu beni hiç güldürmeyen fıkra, birden bire ülkenin en ücra köşelerine kadar her yerde konuşulur oldu.
96 yaşındaki holding patronu, , anlaşılan servetinden dolayı ömrü boyunca ağzının içine bakılıp en tatsız esprilerine bile gülünen birisi olmuştu.(Paranın gözü kör olsun!)
03.06.2026
Son günlerde “hain” sözcüğü dillerden düşmez, kulaklardan silinmez oldu.
Hain diye emanete ihanet edene, sadakatsizlik yapana, nankörlere, kendisini sevenlere iyi görünüp arkalarından iş çevirene deniyor.
Savaşta düşmanla iş birliği yapana da vatan haini sıfatı uygun görülmüş.
Her halde bir kimseye yüklenen hain sıfatı, binde bir gerçeklik payı olsa bile çok ağır.
Hainlikle suçlanan normal bir insanı, eğer çok küçük bir vicdan kırıntısı varsa uyutmayacak, utançtan yerin dibine geçirecek kadar ağır.
29.05.2026
İlginç günler yaşıyoruz doğrusu.
Belki de yüzlerce yıllık tarih boyunca dünyanın pek çok yerinde görülmemiş ve görülmeyecek olan şaşırtıcı, kolay kolay akıl almayacak günler.
Bu günlerde, bundan üç yıl kadar önce seçmenlerin yüzde 48’ini alan bir ‘adayın” yarattığı genel hayal kırıklığı var.
Hala o yüzde 48’i cebinde mi sanıyor bilmiyorum ama, ona oy veren seçmenler aynı kanıda değil.
Tam tersine, inanamazlıkla, öfkeyle, tepkiyle ve kendisine yönelik mutlak red duygularıyla dolular.