
İstanbul
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, var olduğu iddia edilen "İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütüne" yönelik soruşturma kapsamında aylardır beklenen iddianameyi hazırladı.
Bugün kamuoyu ile paylaşılan ve yaklaşık 4 bin sayfadan oluşan iddianamede; 105'i tutuklu, 170'i adli kontrollü, 7'si yakalama emriyle aranan 402 şüphelinin isimleri yer alıyor.
40. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilen iddianamenin içeriğinde Ekrem İmamoğlu’nun "suç örgütü kurduğu" ve "bu yapının lideri olduğu" öne sürüldü. Örgütün adı da “İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü” olarak ifade edildi ve şema şeklinde iddianameye koyuldu. Savcılık iddianamenin giriş paragrafında, İmamoğlu'nun İBB Başkanlığı döneminde "suç örgütünün" eylemlerinin "tıpkı bir ahtapotun kolları gibi" İstanbul geneline yayıldığını ifade ediyor.
İddianamede "Seçim sandık verilerinin Cumhuriyet Halk Partisi tüzel kişiliğinden usulsüz yayıldığı anlaşıldığından Anayasa 68–69. maddeleri ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu kapsamında gereğinin taktiri için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilecektir" denilimekte.
İddianamenin kamuoyuna yansımasının ardından, Başsavcılığın CHP’nin kapatılması için başvuruda bulunup bulunmadığı sorusu gündeme geldi. Başsavcılık konuyla ilgili yaptığı açıklama ile bu iddiaları reddetti. Başsavcılık açıklamasında şunlar ifade edildi;
“CHP’nin ülke genelinde ve yerelde gerçekleşen seçimlerin güvenilirliğini, seçmenin iradesini ve demokratik düzeni etkilemeye yönelik, sistematik ve süreklilik arz edecek şekilde müdahalede bulunduğu tespitlerine adı geçen siyasi parti hakkında Anayasa’nın 68 ve 69’uncu maddeleri ile Siyasi Partiler Kanunu’nun 101’inci ve devamı maddeleri uyarınca gereğinin takdir ve ifası için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulunulmuştur. Bir kısım medya organlarında belirtildiği gibi partinin kapatılmasına yönelik bir talep söz konusu değildir.”
İmamoğlu tüm iddiaları reddediyor. CHP kurmayları operasyonların siyasi olduğunu savunuyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, iddianameye tepki göstererek, "Bu bir iddianame değil, darbecilerin siyasete yönelik bir muhtırasıdır" diyor.
Özel, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan bildirimin, meselenin sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi değil, doğrudan demokratik siyaseti hedef aldığını gösterdiğini söyledi: “Anayasanın siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin maddelerini hatırlatarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulunulması meselenin İBB’ye yönelik bir soruşturma olmadığının kanıtıdır. Bugün yaşananlar demokratik siyasete ve gelecek seçimlerin sonuçlarına yargı eliyle müdahalenin suç üstü halidir.
Bu bir iddianame değil, darbecilerin siyasete yönelik bir muhtırasıdır. Yaşadığımız kötülüklerin sebebi asla “hukuki” değildir, bir kişinin siyasi ihtiraslarından ibarettir.”