Ana Sayfa

berlinturkbanner

berlinturkbanner

Coşkun Kartal

Coşkun Kartal  |  BERLİN

YAZARIN TÜM YAZILARI

SOĞUK SAVAŞIN MERKEZİ BERLİN(1)

Berlin’e ilk kez gittiğim 1972 yılında, batı ve doğu olmak üzere, birbirinden geçilmez sınırlarla (duvarla) ayrılmış iki Berlin vardı.

İlki, dört yanı  sosyalist blok’takiDemokratik Alman Cumhuriyeti ile çevrili bir ada görünümündeki Batı Berlin.

İkincisi, batı ülkeleri tarafından Doğu Almanya olarak adlandırılan, ancak resmi adı Demokratik Alman Cumhuriyeti olan ülkenin başkenti doğu Berlin. O zamanlar, sağ ve sol terminolojilerde aynı yerlere değişik isimler verildiği sık rastlanan bir durumdu.

Batı Almanya’da doğu sözcüğü, kendilerinden koparılıp alınmış, ailelerin bölünmesine yol açmış, girilmesi yasak olan bir ülke toprağını simgeliyordu.

Kendisini Demokratik Alman  Cumhuriyeti olarak tanımlayan “öteki Almanya” ise sosyalist blok’a ait kimliğini vurgulamak için doğu sözcüğünü kullanmayı reddediyordu.

İkinci dünya savaşı sonrasında NaziAlmanya’sını yıkıp ülkenin tamamını ele geçiren Sovyetler Birliği, ABD ve batılı müttefik ülkeler, ülkeyi dört işgal bölgesine ayırmışlardı.

Nazi Almanya’sını yıkmak derken, bu, hem  dünyayı ele geçirmeye kalkıp dört bir yana saldıran Üçüncü Reich dedikleri devlet aygıtının tamamiyle çökertilmesi anlamına geliyor, hem de müttefik bombardımanıyla meydana gelen gerçek bir enkazı ifade ediyordu..

Dünyayı fethetmeye kalkıp kendisi enkaz haline gelen ülke, sonunda dört yabancı ülke askerlerinin işgali altına girmişti.

Sovyetler Birliği’ne, ülkenin doğu kesimindeki kentler , ABD, İngiltere ve Fransa’ya da batı Almanya diye adlandırılan yerlerdeki eyaletler düşmüştü.

Sovyet Kızıl ordusu tarafından şiddetli çatışmalar sonrası ele geçirilen başkent Berlin’de dört işgal bölgesine ayrılmıştı.

Sonradan, Sovyetler Birliği bölgesinde Demokratik Alman Cumhuriyeti, batılı üçülkenin işgal bölgesinde ise Almanya Federal Cumhuriyeti kurulacaktı.

Berlin ikiye ayrılmış, doğu Berlin başkent olmuş, batı Berlin üçlü işgal statüsünde, Federal Almanya ile görünürde siyasal bağı olmayan şehir devlet görünümündeydi.

Doğal olarak sınırı bulunmayan Batı’nın başkenti olmasa da, sakinleri batı Alman vatandaşı kabul edilen, ekonomik açıdan batıya tamamen bağlı bir bölgeydi.

Batı Berlinliler bir çok vergiden muaf tutulur, bu kentte beş yıl yaşayanlar askerlik yapmazdı. 

Bu yüzden pek çok batılı kentten gençler, askerlik yapmamak için batı Berlin’e gelirlerdi.

Başlangıçta, 1961 yılına kadar iki Berlin arasında sınır yoktu. Hatta bir tarafta yaşayıp karşı tarafa çalışmaya gidenler oldukça fazlaydı.  

Ancak, doğu kesiminin yöneticileri, bölgelerindeki işçilerin, çok daha iyi koşullar sağlanarak Batı’da çalıştırıldıklarından, bunun da kendi taraflarında iş gücü zaafına yol açtığından yakınıyorlardı.

Doğu Alman askerleri, 13 Ağustos 1961’de batı kesiminin çevresindeki 46 kilometrelik sınırı bir gecede çevirdiler. Doğuya gelenlerin çıkmasına, çıkanların girmesine izin vermediler.

Böylece, ikinci dünya savaşından sonra yeniden paylaşılan dünyada, özellikle SSCB ve ABD arasında başlayan, ülkelerin de ait oldukları bloklara göre bu iki süper gücün yanında yer aldığı soğuk savaş, en dehşet verici dönemine girmiş oldu.Zaten bu bloklar, NATO ve Varşova Paktı olarak askeri ittifaklarını çoktan oluşturmuşlardı.

Berlin’de de, önce askerler dizilerek çizilen sınır, kısa sürede örülen duvar sayesinde kenti ikiye böldü.

Almanlar kentin bulundukları tarafından karşıya geçemiyorlar, ayrıldıkları yakınlarını ziyaret edemiyorlardı.

Batı Berlin’deki yabancılar,  5 DM para değiştirmek kaydıyla 24 saatliğine vizesiz doğu kesimine geçebiliyordu.

Almanlar ise, batıdan doğu kesimini çeşitli yerlere konulan seyir teraslarından görebiliyorlardı.

Hatta, noel ya da yılbaşları gibi özel günlerde, bazan doğum günü kutlamaları için, iki taraftaki kardeşler, akrabalar birbirleriyle bir şekilde yazışıp “randevulaşıyorlardı”!

Sonra da, batıdakiler duvarın yanındaki seyir teraslarına çıkıyor, doğudakiler duvardan sonra devam eden caddenin karşı tarafına geliyor ve birbirlerini el sallayarak kutluyorlardı. Batı Berlin’in Wedding semtindeki Brunnen strasse’nin duvarla kesilip ileride de devam ettiği yer, Batı’daki seyir terasından karşıyı görme imkanı sağladığı için bu randevular için idealdi.

Soğuk savaş, bir yandan ülkeleri akıl almaz boyutlarda askeri harcamalara yöneltiyor, bir yandan milyarlarca insan yaşamını tehlikeye atıyor, aynı zamanda tek tek insanların yaşamlarında da ömür boyu sürecek travmalar yaratıyordu. Savaş öncesi dünyanın en şatafatlı kentlerinden biri olan Berlin, bütün dünyayı kana bulayanların ağır yenilgisiyle, soğuk savaşın merkezi ve süper güçlerin pazarlık kozu haline geliyordu. (Devam edecek)